| HABERLER BARIŞ YÜRÜYÜŞÜ HAKKINDA TARIHÇE... 2011 PROGRAMI BILGILENDIRME DOSTLARIMIZ ILETIŞIM |

“7 Numaralı Emir”, Radovan Karadžić tarafından Bosna Sırp Ordusuna (VRS) uygulaması için yayınlandı... Bosna ile bağlantısı zaten koparılarak kuşatılmış Srebrenica ve Žepa’nın birbiri ile haberleşmesi bile engellenecek şekilde, olabildiğince çabuk fiziksel olarak ayrılması tamamlanacak. Srebrenica’da halkın hiçbir hayatta kalma umudu kalmayacak şekilde can emniyeti yok edilecek, çok ince hesplanmış ve planlanmış operasyon düzenlenecekti. Bu yayınlanan emir "Krivaja 1995" kod adlı ordu operasyon planın başlangıcıydı. Amaç Bosna Sırp Ordusunun Birleşmiş milletlerin güvenli bölgesi olan Srebrenica ve Žepayı ele geçirmesiydi. "Krivaja 1995" operasyonu bir soykırım başlatılarak Bosna Sırp ordusu tarafından Srebrenica Potočari de ve başka bölgelerde bir kaç gün içinde 8000’in üzerinde kişiyi kadın, çocuk, yeni doğmıuş bebek ayırmadan katledilerek gerçekleştirildi. "Krivaja 95" operasyonu sonradan savaş suçlarından dolayı yargılanarak ceza alan Radoslav Krstić tarafından yönetilen Bosna Sırp Ordusunun Drina kıtasının sorumluluk alanı altındaydı. Saldırının ilk safhalarını şuan hala savaş suçlusu olarak en çok arananlar listesinin başındaki Ratko Mladić yönetmiştir. Sırbistandan yardım “Užice Corps” ve çok sayıda “Akrepler” adıyla anılan ordudan bağımsız polis ve askerlerden oluşan özel birlikler olarak geldi. Srebrenica “güvenli bölgesinin” korunması maksadı ile Birleşmiş Milletler (BM güçlerinden UNPROFOR) bir Hollanda Taburunu (DUTCtBAT) görevlendirmişti. Üçüncü Hollanda Taburu (DUTCHBAT 3) 18 Ocak 1995 tarihinde 600 kişik bir birlik ile Srebrenica’ya ulaştı. Bu birliğin yarısı tıbbi yardım personeli, diğer yarısı da düz piyadelerden oluşmakta idi. Bu sayı Temmuz 1995 te dikkat çekecek bir şekilde azaltıldı. Ayrıca tabura Potočari’den geçerek Charlie üssü karargahından gelecek lojistik desteği de Bosna Sırp Ordusu tarafından engellenerek daha da zayıflatıldı. BM’nin Srebrenica’daki kuvvetleri iki bölümden oluşuyordu. Taburun karargâhı olan “Charlie üssü” ve Srebrenica’nın tam girişindeki Vezionica Fabrikasında bununan lojistik üssü “Bravo”. Buna ilave olarak BM kuvvetlerinin Srebrenica’nın 50 kilometre yarıçapı çevresinde konumlanmış 11 tane kontrol noktası vardı. Bu denetleme noktaları kuşatma altındaki bölgeye olası saldırılara karşı savunma amaçlı değil, sadece Bosna Sırp Ordusunun hareketlerini izlemek ve bildirmek maksatlı idi. Bunların tamamı beyaza boyanmıştı ve beyaz BM bayrağı ile işaretlenmişti. 3 Haziranda Bosna Sırp Ordusunun en güneydeki "Echo" isimli BM denetleme noktasına doğru ilerlemesi küresel çapta bir trajedinin ilk safhasıydı. Amaç Skelane and Milići arasında bağlantıyı sağlayan yolu kontrol altına amaktı. Bu hareket “7 Numaralı Emir” amaçlarından Zepa ve Srebrenica’yı tamamen ayırma hedefine de uygundu. BM askerleri mevzilerini terk etmeye zorlandılar. Bu günden itibaren Srebrenica saldırısı günlük olarak işletildi. Daha fazla BM kontrol noktası ele geçirildi ve UNPROFOR askerleri esir edildi. Durumun kontrolden çıkmakta olduğunu anlayan Hollanda Taburu hava desteği isteğini 10 Haziranda birkaç kez tekrarladı. Şu komuta silsilesinden cevap beklendi; UNPROFOR Komutanı General Bernard Janvier, BM Genel Sekreterinin özel temsilcisi Yasushi Akashi ve BM Güvenlik Konseyi. General Janvier’in hemen istenen hava desteğini onaylamaktan çekinmesi sonucunda zaten herşey için geç kalınmıştı.Bombardıman uçaklarının gelişi beklenirken Bosna Sırp Ordusu BM’ye bir ültimatom yayınladı; ya hava saldırısından vaz geçilecekti ya da Bosna Sırp Ordusu tarafından rehin alınmış olan Bratunac’taki BM askerleri idam edilecekti. Bunun üzerine hava saldırısı iptal edildi. Mülteci seli Potočari’ye doğru Hollanda Taburu karargahına sığınmak için can havliyle kaçmaya başladı. Srebrenica’daki “Bravo” üssü boş ıssız kalmıştı. Yaklaşık saat 16:00 çivarlarında Sırp Drina Taburu Krstić ve Mladić komutasında Srebrenica’nın kuzey girişine geldi. 11 Temmuz 1995 saat 16.00 sularında Srebrenica’nın kontrolü Bosna Sırp Ordusunun kontrolüne geçti. “Charlie” üssü ve çevresindeki 25.000 kadın, çocuk ve yaşlı UNPROFOR’un onları koruyacağını ümit ediyordu. Çarpışabilecek durumda olan gençler Potočari’deki Sırp askerlerinin eline düşmektense ormana kaçıp Bosna Hersek 2nci kolordusunun kontrolünde olan bölgeye ulaşmaya çalışmalarının yaşam şanslarını artıracağını düşünüyorlardı. Bunun üzerine gece yarısına doğru Šušnjari ve Jaglići köyleri arasındaki bölgede 12 ile 15 bin arasında kişi toplandı. Bu bölge “Mike” kod adlı Hollanda izleme noktasına yakında toplanan bu insanların arasında 200 kadar kadın, çocuk ve yaşlı bulunuyordu. Oldukça zayıf donanımlı Bosna Hersek Ordusu (ARBiH) 28nci Bölüğünün bu toplananların üçte birini oluşturduğu tahmin edilmektedir. Geri kalanı Sırp askerlerine teslim olduklarında öldürüleceklerini düşünen sivillerden oluşmaktaydı. Bu kafile dağlık bölgeyi aşarak Bosna Hersek Ordusunun kontrolündeki Tuzla ve Kladanj’a ulaşma amacıyla oluşturulmuştu. 12 Temmuz saat 12:30 civarı kafile Šušnjari köyünden 100 km. lik bir güzergahı aşmak üzere Tuzla ve Kladanj yönüne doğru yola çıktı. Bosna Hersek Ordusu 28nci Bölüğü geri kalan sivilleri koruyup bir koridor açarak güvenli bölgeye doğru ilerlemeye öncülük etti. Kafilenin önünü bölüğün en iyi eğitilmiş ve donanımlı askerleri oluşturuyordu. Altı saat sonunda 25 kilometrelik bir yol aşılarak ulaşılan nokta Konjević Polje idi. Bosna Sırp ordusu zorlu arazi nedeniyle ara sıra yaylım ve şarapnel ateşi haricinde kafilenin bu bölümüne tam bir saldırıyı tercih etmedi.. "Kafilenin takip eden bölümündeki daha daha zayıf donanımlı askerler ve beraberlerindeki siviller bu kadar şanslı değildi ve Sırp tuzağına doğru yaklaşmaktaydılar. Başlangıçta bu yoğun ağaçlık bölgede insanları ele geçirmeleri zor olacağını bildiklerinden büyük bir olay olmadan geçmelerine izin veren Sırplar bir noktadan sonra Müslümanların ya kuşatma bölgesinin kuzeyine Bratunac-Konjevići yoluna, ya da batısındaki Konjevići-Milići yoluna çıkmak zorunda olduklarını biliyorlardı. Sırpların beklediği de tam olarak buydu ve zırhlı araçlar, ağır uçaksavar silahları desteğinde her 10-20 metrede aralıklarla tüm yol boyuna dizilmişlerdi. Tek yaptıkları müslümanların görünmesini beklemekti. Sabahın erken saatlerinde Sırp askerleri Kamanica köyü kavşağı kuzeyinde kalabalık bir grubun yaklaştığını farkettiler. Yol kenarından ormandakilerin açığa çıkmaları için havan, top ve uçaksavar ile ateş açtılar. " » ( Srebrenica, hronika ratnog zločina | Jan Willem Hoing, Norbert Both, Sarajevo : Ljiljan, 1997. ) Aynı gün saat 10.00 civarında “Hajdučko Groblje” olarak bilinen yerde Bosna Sırp Ordusu kafileye direk olarak şarapnel ateşi açtı ve ilk kayıplar burada verildi. Bu saldırı yaklaşık 30 ölü, 100 yaralı ile sonuçlandı. Kamenica mevkii civarında ve Kameničko Brdo’da kafileye saldırıların devam etmesi ile büyük kayıplar verildi.Öğleden sonra Bosna Sırp Ordusu kafilenin arka tarafından bin civarında kişiyi Ravni Buljim civarında ele geçirdi. Esirlerin kişisel eşyaları yağmalandı ve hemen oracıkta bazıları kurşuna dizildi. Aynı gün saat 20.00 civarlarında kafile Krajinovački Potok bölgesinde ikiye bölündü. Bosna Sırp Ordusu zaten kafilenin geçebileceği güzergahlara aşina idi. Muhtemet güzergahlaki tarla ve açık alanlara mayın yerleştirilmesi de kafiledekilerin panik zamanlarında doğrudan buralara kaçmalarına neden olmuştu. " 13 Temmuz 1995 saat 01:00 ile 06:00 saatleri arasında Srebrenica mültecileri Konjevic Polje-Nova Kasaba arasındaki asfalt yolu geçmekteydiler. 06.00 civarında Bosna Sırp Ordusu kafileyi böldü ve 6 bin civarında kişiyi ele geçirdi. Bunların çoğunluğu Vlasenica Belediyesi’nin Nova Kasaba ve Bratunac Belediyesi’nin Sandići mevkilerindeki toplama noktalarına götürüldü. Bu esirleri Mladić bizzat ziyaret etmiştir. Nova Kasaba ve Konjević Polje’deki esirler Novo Kasaba yakınlarında, Jadar nehri kıyılarında katledildiler. Aynı gün Bosna Sırp Ordusu üç otobüs dolusu esir getiriredek kablolarla ellerini bağlamalarını takiben Cerska’da (Vlasenica Belediyesi) katletti. 13 Temmuz 1995 akşam üzerine doğru Bosna Sırp Ordusu esirleri Sanići’den Kravica’ya sürdü. Burada “Kravica Tarım Kooperatifi” deposuna hapsetti. Saat 18.00 sularında Bosna Sırp Ordusu bu depodaki esirleri RPG, el bombaları ve kısa namlulu silahlarla katletti. Bu katliamda bin civarında kişinin hayatını kaybettiği tahmin edilmektedir. " » ( Srebrenica’da Soykırım Nijaz Mašić, prof. ) "7 Temmuz 1995’te Bratunac’ta esir edilen mülteciler Bosna Sırp Ordusu tarafından Zvornik Belediyesi sınırlarında bulunan çeşitli lokasyonlara (Grbavci, Petkovic, Pilica, Branjevo…) götürüldü ve buralarda katledildi. General Ratko Mladič bizzat bu katliamları yönetmiştir." Zvornik Belediyesi’ne bağlı Snagovo kırsalında Bosna Sırp Ordusuna ait tank ve İçişleri Bakanlığına ait zırhlı personel taşıyıcıların katıldığı büyük bir pusu operasyonu Srebrenica’dan kaçan tüm mültecileri yok etmek üzere planlanmıştı. Bosna Sırp Ordusu özel kuvvetlerini kumanda eden Modriča’dan Zoran Janković bu çatışma sırasında ele geçirildi. 14 Temmuz 1995, saat 16.00 civarında Velja Glava ve Kula Grad’dan top ateşine başladı. Esir tutulan Janković kafilenin Križevačke Njive’ye devam edebilmesi için Zvornik’teki birliklerin komutanı ile pazarlık için bağlantıya geçirildi. 14 Temmuz gecesi ancak saldırılar kesildikten 4 bin kişiden fazla kalan kafile Crni Vrh bölgesinde Zvornik-Tuzla yoluna ulaştılar. 15 Temmuz gecesi kafile güven içinde Križevačke Njive – Baljkovica yolunu aşıp Naser Orić komutasında Tuzla’dan gelen destek gücü ile kafileden donanımlıların birlikte Sırplarla Baljkovica’daki savaşının bitmesini gizlenerek beklediler. Nihayet 15 Temmuz 1995’te kafileden geri kalanlar ile Bosna Hersek 2. Kolordusu telsiz irtibatı sağlayabildi. 3.500 kişiye düşen kafile 16 Temmuz 1995 günü 14.00 – 17.00 saatleri arası Nezuk köyündeki (Sapna Belediyesi) özgür bölgeye ulaştı. Canlarını kurtarmak için “Ölüm Yürüyüşü”ne kalkışan tahmini 15 bin kişiden Nezuk’a ulaşabilenlerin sayısı bunun ancak beşte birinden biraz fazlaydı. Korku, yorgunluk, sınırlı bilinç, araziyi tanımamak ve yiyecek, silah ve moral eksikliğinin birleşimi, birçok diğer sebeplerle birlikte 11 Temmuz 1995’te Jaglici ve Susnjari arasında teşkil edilen yürüyüş kolunda başlangıçta bulunan insanların çoğunun ölümüne katkı sağladı. Bazıları pusu ve yürüyüş koluna yapılan saldırılarda öldürüldü, fakat muhacirlerin en büyük çoğunluğu da Bosnalı Sırp Ordusuna (VRS) teslim olduklarında öldürüldüler. Onlar hapsedildiler ve sonra çiftliklerde, kapalı okullarda, kooperatif gibi yerlerde vahşice katledildiler. Sırplar UNPROFOR birliklerinden çaldıkları elbise ve eşyaları yem olarak kullandı. Öyle ki, çoğu kişi “sözde” Birleşmiş Milletler birliklerine teslim olurken gerçekte kimlerin eline düştüklerini bilmiyordu. Potoçari’den Kladanj’a sevkedilen kadın ve çocuklar yakalanmış yüzlerce adamın futbol stadyumları, tarlalar ve yol kenarlarında dizildiklerine şahit olmuşlardı. Birçoğu ifadelerinde yolların üzerinde gelişigüzel atılmış cesetler olduğunu ve kadın ve çocukları taşıyan otobüslerin bunların üzerinden geçtiğinin tanıklarıdır. Bosna Sırp Ordusu tarafından Potoçari’de ilk başta ayrılan erkekler ve “Ölüm Yürüyüşü”nden zorla ele geçirilen diğer bir grup öldüresiye işkence görecekleri Bratunac’a götürüldüler, diğerleriyse hemen orada katledildiler. En iğrenç infaz yerlerinden ikisi Zvornik yakınlarındaydı. Erkekler elleri arkalarında düğümlenmiş ve gözleri bağlı olarak kamyonlara dolduruldular. Onlar, binlercesinin infaz edilip dozerlerle gömüldüğü Karakaj’a veya Pilice’de bir çiftliğe götürüldüler. Hollanda askerleri Nova Kasaba’daki futbol stadyumunda 500 ila 700 kişinin öldürüldüğüne bizzat şahit oldular. " (askeri polis) insanları öldürmek ve kadınlara tecavüz etmekle övünüyorlardı. Yaptıklarıyla gurur duyuyorlardı. Bunu öfkeden veya intikam için yaptıklarını sanmıyordum, daha çok bir çeşit eğlence içindi. Kendilerinden profesyonel ve soğukkanlı bir şekilde memnunlardı. Söylediklerine inandım çünkü yaptıklarını iddia ettiklerinden daha fazlasını yapabilecek görünüyorlardı. Herbirinin bir Alman kurt köpeği, tabancası, kelepçeleri ve 20 santimetrelik ürkütücü bir bıçağı vardı. " » ( Johann Bos UNPROFOR’ da çavuş, The Independent Gazetesi. ) Hayat mücadelelerini verirken içerisinde buldukları dehşete rağmen sevdiklerinin yanıbaşında olmak için herşeyi yapmaya hazır kişiler vardı. Kararlılık, sabır ve Allah’ın yardımı onları bu amaca yöneltti. Bazılarının bu sevinç anları için ne kadar beklediği şu olayda açıkça görülmektedir: " Serebrenica’dan toplu göçe çıkışın ilk günlerinde Buljim’den Udric’e pek çok katledilmiş ve yaralanmış insan gördüm. İnsanlar güçleri olmadığı için çetniklere teslim oluyorlardı. İki adamla birlikte Udric’e doğru yola çıktım. Orada bizim gibi, Tuzla’ya giden yolu bilmeyen yirmiye yakın genç adamla karşılaştık. Ama yine de Snagovo’ya doğru yöneldik. Yol boyunca, üstesinden gelemeyen insanlarımızı bulduk. Tanınmayacak şekilde katledilmişlerdi, öyleki nerdeyse insan oldukları anlaşılmıyordu. Baljkovici’nin ön cephelerine gelip yaklaştık. Burada da epey cesetle karşılaştık, fakat gördüklerinize inanamazdınız. Kendi kardeşini bile tanıyamazdın. Serbest mıntıkaya nasıl ulaşabileceğimizi görmek için araziyi keşfe çıktık, fakat bir sonuç elde edemedik. Bir çetnik devriyesi yanımızdan geçti. Korku ve panikle kendimizi sakladık. Çetnikler bize ateş etmeye başladılar ve geriye doğru kaçtık. Bazılarımız yaralandı, bazılarımız öldü. Geldiğimiz yoldan geriye döndük. Udric’te yüz civarında insan daha bulduk. Temmuzun yirmisiydi. Hayatta kalmak için yılan, mantar ve bulabildiğimiz meyveleri yedik. Başka yiyeceğimiz yoktu. Orada bir ay daha kaldık. Çetnikler bizi farkettiler ve Udric’i kuşattılar. Ormanın derinliklerine dağlara doğru çekildik. Orada bir baskın oldu. Görebildiğim kadarıyla iki kişi öldü, yedi kişi de esir alındı. Biz grubun geri kalanından ayrıldık. Bazıları Tuzla yönüne gittiler, diğerleri öteki yöne gittiler. Ben çoğu gençler olan beş kişiyle birlikteydim. İlk pusunun gerçekleştiği ve en fazla insanın öldüğü Kamenica’ya doğru döndük. Çürümüş cesetler her tarafa saçılmıştı. Hiç yiyeceğimiz yoktu, ölülerin yanlarındaki tuz ve şekerleri aldık. Bu cesetlere takılmadan yürümek mümkün değildi. İçimizden birinin aklına cesetleri saymak geldi. Çok fazla olamasa da ayırmaya çalıştık. 500 civarında ceset saydık. Cesetlerin haricinde giysiler ve dağılmış belgeler bulduk. Burada Serbrenica’ya dönmeye karar verdik. Srebrenica çevresindeki köyler hala yanıyordu. Çetniklerin evleri yağmaladıklarını görebiliyorduk. Devriyelerden saklanarak bu alandan uzaklaştık. Artık kış mevsimi iyice yaklaşmıştı ve hayatta kalabilmek için Suceska köyünde küçük bir kamp kurmaya karar verdik. Yiyecek ve un aramaya diğer köylere gittik. Bir köyde küçük bir jeneratör ve radyo bulduk. Radyoyu tamir ettik ve haberleri izlemeye başladık. Günler ve aylar boyunca bu şekilde idare ettik. Çok işimize yaradı. Haberleri dinledik ve Dayton Anlaşmasını duyduk. Hala ürkektik. Tereddütlüydük ve Tuzla’ya yola çıkabilir miyiz bilmiyorduk. Hala biraz yiyeceğimiz kalmıştı. Mevsim kıştı ve ayakkabılarımız çok kötü durumdaydı. Mart ayının biri civarında Çetnikler bizi farkettiler. Bu küçük kamplardan kaçmamız gerekliydi. Herşeyi tahrip ettiler ve topladığımız yiyecekleri telef ettiler. Yiyecek azlığından çok sıkıntı çektiğimiz Lehovici köyüne doğru beş kilometre kadar geri çekildik. Neredeyse hiç duş almadık. Tuzsuz mısır ve patates yedik. Bu ikinci kamp yerinde yirmi gün kadar kaldık. Tekrar keşfedilince Tuzla’ya gitmeye karar verdik. 1996 nın 26 martında tamamen bitkin ve yiyeceksiz olarak ayrıldık. Hava kötüydü, yağmur ve kar yağıyordu. Yavaş ilerledik ve yolculuk onbir gün sürdü. Serbest mıntıkaya yaklaştık ve IFOR askerlerini gördük. Onları radyodan duymuştuk. Onlara teslim olmaya karar verdik, fakat aynı zamanda bundan korkuyorduk. İçimizden iki kişi bu askerlerin kim olduklarını araştırmaya gitti. Artık kimseye güvenmiyorduk, çünkü Srebrenica’da UNPROFOR ile sorunlarımız olmuştu. Sivil polis arkadaşlarımızı kabul etti, fakat onlar bize doğru gelince koşmaya başladık. Diğer tarafta mayınlı bölge vardı. Durduk ve polis bize doğru geldi. Ancak ondan sonra kurtarıldığımızı anladık. " » ( K. S. (1980), Tegare ( Bratunac Belediyesi ) | "Samrtno srebreničko ljeto '95", UG "Žene Srebrenice", Tuzla, 1998. ) |
| :: www.marsmira.org :: | :: webteam 2011 :: feedback@marsmira.org :: |